<$BlogTitle$>



<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Perşembe, Mayıse 12, 2008

yeni yaz...

Hava çok soğuktu,ama yağmur yağmıyordu.diğerleri kapalı alanda oturmuşlardı,bir ben ve sen vardır güvertede,üşüyen ve ısınmaktan utanan, yani sarılmaktan...kollarımı sarkıtmıştım tuzlu suya dokunmak istiyordum...hava çok soğuktu ellerim ve burnum kızarmıştı...üşümek öylesine güzeldi ki...bir cümle kurdum...

"ben senin yanında üşümeyi çok seviyorum..."

o gün her üşüdüğümde o günü yadederek mırıldanırdım gayri ihtiyari,senin yanında da senden uzakta da...

"ben -senin yanında- üşümeyi çok seviyorum..."

martılar,siyahi bulutlar,vapur düdükleri yaren oldu çok sene,sensizlikte...

hiç yaz geçirmemiştik ki beraber,hazandaydı başlangıç,bir kıştı paylaşılan...

bahara onca mana yüklememin sebebi buydu,en çok eylülü sevmemin de...

en güzel masaldın, senli günlerin devam etmesine inanmak ne güzel bir beklenti...

ve sen

geldin

baharda geldin

onca korku varki savaşılası

onca sevinç,onca düş var ki yaşanılası

gitme

40bahar 40hazan 40kış...

ve 40 yaz...

ömür yeterse 50,60,70...

ama sadece  1 yaz olacaksa da yanımda kalışın,sonraki yaz da bende buralarda olmayayım lütfen...

 

 

Çarşamba, Mart 19, 2008

...penceremden

                                                       *derya kuzularıyla beslenen mart martısı bunlar,arkada da bir karabatak var,çok ısrar ettim ama bana poz vermedi bir türlü,nazlı karabatak

 

 

Kısa bir molanın ardından

merhaba pencerem,

merhaba penceremin misafirleri

bugünlerde çok keyifliyim;

alışkanlıktıklarıyla mutlu olan,kanaatkar biri olmama rağmen

son zamanlarda değişikliklerle renk katıyorum yaşamıma

kördüğüm olmuş hayatın içinde sıkılıp,yakınarak nereye kadar sürdürürüz ki yaşamımızı?

hem yaşam dediğimiz nefes almakdan ibaret olmamalı,

en azından bir kaç hamle yapalım değil mi?

bunlar;

işyerinde yaşanan taşınma olayının sonucunda 4 gün tatil yapan pencerenizin cümleleri

neler yaptı bugünlerde neler

2 sabah erkenden kalkıp sahillerde koşu mu yapmadı

annesinin koluna girip komşulara 5 çayına mı gitmedi

koca koca teyzelerle dedikodu mu yapmadı

eminönüne gidip çarşı çarşı mı gezmedi

1 sabah erkenden kalkıp yağmurlu istanbul sokaklarında aylak aylak mı gezmedi

neler neler

sözün özü pek güzel günlerdi

internetten uzak ama

çizimlerden de uzak

sevdiklerine yakın

güzeldi güzel...

ama gel gör ki bitti

çalışmak lazım şimdi,

yeni ofisimiz çok güzel, beyaz duvarlara ve zemine sahip,aydınlık ışıl ışıl bir mekan...

masamın kenarında yine uzun bir pencerem var

eskiden masamın kenarında minik bir kaktüsüm vardı,ona bir kaç arkadaş almayı düşünüyorum...

belki bir tane de balık

evde mecnunum muhabbet kuşum var,işyerinde de bi balığım olsun

ondan ibret alıp

hafızamda gereksiz yer tutan kötü anıları unuturum belki,

biriktirmemek lazım

neyse

şimdi hüzüne bulamayalım yüreği...

hepinize aydınlık,umutlu günler...

sevgilerimle...

Cumartesi, Ağustos 8, 2007

öpsene beni yine...:)

küçükmüşüm;

saçları keçi kulak yapılmış bir kız çocuğu kadar küçük...

ve sevinçli

anneannem tutmuş elimden;vapura bindirmiş bizi

beni ve yeşil saçlı tontiş bebeğimi...

hava puslu,soğuk güzel...

o zamanlarda severmişim üşümeyi...

simit almış,kuşlara vermeyi istemişim...

benim simitimin parçalarını denize atıp,

onunkini de ben yemişim.

deniz teşekkür etmiş evlatlarını doyurdum diye,sıçratmış bir kaç damlasını yüzüme...

oracıkda bir şarkı bestelemişim...

deniz beni öpüyoo

denizz beni öpüyoo

lay layyy layy

...

ne zaman gitsem eminönü'ne

kulağımda yankılanıyor ninemin anlatışları...

olsaydı keşke o günün bir fotoğrafı...

bilimadamları;beyindeki anıların resmini çekmeyi başarmıştı,güzel olurdu aslında bana da yapsalardı

eklerdim ppencereme...

şimdilik o günden seneler sonra çekilmiş bir resim....

kim bilir belki bir gün hayalimde gerçek olur

 

 

 

 

 

 

divisore