<$BlogTitle$>



<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Cumartesi, Kasım 20, 2008

...pencerem



günlerden cumartesi
hava yağmurlu
soğuk
tam benlik

ilkgençlikyıllarımda,yağmurlu havalarda yürümeyi severdim,şimdilerde favorim koltuğuma kıvrılıp sessizce yağmuru,televizyonu,ev ahalisini izlemek...özellikle de şu an...
çizmem gereken bir dünya pafta var,teslim tarihlerim yaklaşıyor...
masamda balıklı tombik kavanozum,minicik bi kaktüsüm bir fincan sıcak portakal çayım var...
sabah ofise gelince çizdim,bir müddet...ama bitmesi gereken projemi değil...
bir koltuk çizdim,bir sehba önüne,üstüne balıklı fanusumu,altına bi kaç kitap bir abajur ve olmazsa olmazım penceremUtanmis...boyadım perdemi en gerçek hüzün rengine,duvara bi tablo,önüme bir süslü yılbaşı çamı...gökyüzünü maviye boyadım aslında gri bugün gökyüzü napalım bu da böyle olsun...
kendimi bugün ofise ait hissetmiyorum,ne masam,bilgisayarım,o bu şu...
çizdiğim o pencerenin önünde,o koltukda,o balığı seyretsem...yağmur sesini duysam...
ne güzel olurdu...

Pazar, Nisil 6, 2008

...pencerem

göğsümde acı bir sızı

sanırım bu

seni özlememin sancısı...

gece gelse/sabah olsa...

yatsak/kalksak..

uyusak/uyansak..

dinermi ki bu sızı?

 

Çarşamba, Mart 5, 2008

gerisi sukutuhâyal...

Çok yürüdüm

çok yol aştım

ne yaptıysam olmadı;

her yolun sonunda

gözyaşına bulaştım/yalnızlığa ulaştım...

Çok renkli bir ip çilesi gibiydi hayat

-çile bitmedi-

ben hep

bana dolaştım...

 

 

 

 

Salı, Ocak 8, 2008

...pencerem

yüreğimdeki kırgınlıklarım ve sitemlerim

çığlık çığlığa,

isyana sürüklüyor beni bugünlerde...

yaşadığım evim,çalıştığım masam,

sevdiğim ne varsa kırmak geliyor içimden...

sonrasında da sisli bir ormanda kaybolmak!

sevgi ve gurur arasında sıkışmış bir kalp,

 ne kendi isteklerine cevap veriyor,

ne de uzanan o eli tutmak istiyor...

 

ama başını yastığa koyduğunda hiç yaşamadığı bir ruh sıkıntısı,

yokluk kaygısı...

şafak vakti bir çift karagözün hayali beliriyor...

baksam olmaz,

bakmasam hasrete esirim...

iç hesaplaşmalar ve özlem...

şehrin her sokağı beni boğuyor,

farketim ki

her gün yürüğüm yolda,aynı dalgaları izlemek bana kasvet veriyor...

martı seslerini duymak da istemiyorum bu şehirde...

en azından bir kaç gün...

 

kullanmadığım izinlerden,

kendime vermediğim ödüllerden birini merhem olarak sürmek istiyorum yâreme...

gidiyorum

bir kaç gün;

yolculuk vakti benim için...

döndüğümde umarım güzel anılarım,yıllardır görmediğim bşka kıyıların fotoğrafları,

ve bolca sevinç olur heybemde...

gidiyorum...

selametle kalın dostlarım...

 

 

 

Salı, Ekim 13, 2007

gülümse,papatyaların ihtiyacı var suya ve tebessüme...

Nedir bu güçsüzlüğün

yılgınlığın

yoklukları kabullenemeyişin

neden?

çocukken dinlediğin-okuduğun masalları hatırlasana!

bir vardı,bir yoktu...

hiçbir masalda,hep vardı denmedi ki!

onlarda da kötü kalpli cadılar,

adaletsiz hükümdarlar vardı...

Prens zindanlara düşerdi,

Prenses derin uykulara dalardı...

günler ayları,aylar yılları kovalardı...

köhne ağaçkovuklarına saklanırdı kahramanlar...

her zorluğun,darlığın muhakkak bir ferahlığı vardı...

 

Bu masalın kahramanı sensin

ne yani;

"prenses kötü hükümdara teslim oldu!

baktı ki cadı kötülükten vazgeçmiyor,

o da entrikaların içine daldı"

gibi mi olsun sonun

ha gayret;

gülümse...

inadına gülümse...

sönmüş yıldızları taşıma gözlerinde...

elbet sonunda

sende erersin muradına,

bulunur kerevete kurulacaklarda,

yeterki umutla gülümse hayata...

Pazar, Ağustos 30, 2007

neyim;neredeyim...

hayat

 çoğu zaman

 kanadı kırık bir kuş olduğum gerçeğini vuruyor

yüzüme;

bense

 yeni resimler çizmek istiyorum

gökyüzüme...

divisore